Jennifer Doudna / The 2020 Nobel Prize in Chemistry


Jennifer Doudna 1964 yılında, Sacramento Amerika Birleşik Devletleri’nde dünyaya geldi. Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’in (UC Berkeley) Kimya ve Kimya Mühendisliği Bölümünde kimya profesörlüğü, Moleküler Biyoloji ve Hücre Biyolojisi Bölümünde biyokimya ve moleküler biyoloji profesörlüğü yapmaktadır. Bunun yanında UC Berkeley’de “Li Ka Shing Chancellor’s Professorship in Biomedicine and Health” (Li Ka Shing Rektörlük Biyotıp ve Sağlık Profesörlüğü) unvanına sahip olup, UC Berkeley ile UC San Francisco’nun ortak olarak yürüttükleri bir kurum olan Innovative Genomics Institute’ün (“İnovatif Genomik Enstitüsü”) müdürüdür.


1997’den bu yana Howard Hughes Medical Institute’te araştırmacı olarak çalışmaktadır.


Kültür Koleji ve Kültür2000 Kolejinin özel röportaj isteğini kabul eden Jennifer Doudna’a sıcak yaklaşımı ve içtenliği için teşekkür ediyor, çalışmalarının ve üstün başarılarının tüm öğrencilere, bilim insanlarına ilham vermesini diliyoruz.


Araştırdığım kadarıyla, çalışmanız insanlık için yeni bir haber. Anne karnında gelişen bebek ileride CRISPR-Cas 9 teknolojisi ile anne veya babadan kalıtsal bir hastalıkla doğabilir mi?

Şu anda insan embriyolarını güvenli bir şekilde düzenleyemiyoruz. Hem teknoloji hem de bunu yapmanın etik ve kültürel sonuçları hakkındaki düşünceler uzak değildir, bu nedenle şu anda çoğu araştırmanın odak noktası, hastalıkları kalıtsal olmayan şekillerde tedavi etmektir. Elbette birçok insan genetik hastalıkları çocuklarına geçirmekten

endişe duyuyor. Özellikle kendilerinde varsa veya genetik bir hastalığın taşıyıcısı olduklarını biliyorlarsa. Ama şimdilik en güvenli yaklaşım, bireyler için tedaviler geliştirmektir.


DNA zincirlerini kırıp yeniden birleştirirken geliştirdiğiniz 'CRISPR / Cas9' sistemi çoğunlukla Biyoloji ile ilişkilendirilse de Nobel Kimya Ödülü'nü aldınız. Araştırmanızda kimyanın rolü neydi? Araştırmanızda kimyanın rolü hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Bilim okumaya başladığımdan beri biyokimyacı olmak istediğimi biliyordum. Bugün bile ben Moleküler ve Hücre Biyolojisi Profesörüyüm. Biyolojik sistemlerin altında yatan moleküler mekanizmalar hakkında çalışmalar yapmaktayım. CRISPR konusu buna iyi bir örnektir. Bakterilerde CRISPR'yi ilk öğrendiğimde, bakteriler için uyarlanabilir bağışıklık sisteminin bir başka türü gibi görünmüştü, fakat nasıl çalışmaktaydı? Bu biyolojik bir sorudur ama cevabı bakteri hücrelerinde bulunan proteinlerin kimyasında yatmaktadır.


İlk kez Kimya alanında iki kadın bilim insanı birlikte ödüllendirildi. Sizi bir rol model olarak almak ve bilimsel çalışmalar yapmak isteyen hevesli kız öğrencilere nasıl bir yol önerirsiniz? Maalesef hala insanlar bir bilim insanı düşündüklerinde akıllarına cinsiyet olarak erkek bilim insanı gelmektedir. Bu cinsiyet klişesini değiştirmek için ne yapabiliriz?

Kız öğrencilerin ne olabileceklerine dair gerçek örnekleri görmeleri gerekiyor. Ben de öyle yaptım. Lise öğrencisiyken, kanser alanında çalışma yapan biyokimya araştırmacısından ders almıştım. O sırada konuşmasını çok iyi anlayamama rağmen anlattıklarından çok etkilenmiştim ve benim gelecekteki kariyerim olacak şeye gözlerimi açmıştı. Biyokimyacılığı asla bir iş olarak düşünmedim. Umarım ben de bugün birine ilham kaynağı olabilirim. İlham kaynağı olacağım kişiye, ilgi alanlarını takip etmelerini ve bilime ait olmak için başka biri olmalarına gerek olmadığını söylemek isterim.


"CRISPR / Cas9 genetik makas" ile "genom düzenlemesi" yapılabilmesi birçok hastalıkta olumlu sonuçlar doğuracaktır. Buna dayanarak, eğer bu yöntemin uygulanması sırasında öngörülemeyen bir durum oluşursa, ne tür olumsuzluklarla yüzleşmek durumunda kalırız? Bu tür bir olumsuzluğun yaşanabilme riski nedir?

Tıp alanında çalışırken, herhangi bir yeni tedavide akla gelen ilk soru "Bu güvenli mi?"’dir. Ümit vadeden bir tedavinin uygulama aşamasına taşınmasının çoğu zaman bu kadar uzun sürmesinin nedeni hem güvenli, hem de etkili olduğuna kesin bir şekilde emin olma gerekliliğidir. Yalnızca birkaç yıl içerisinde CRISPR tabanlı tedavilerde muazzam bir ilerleme kaydedildi ancak yine de tedavinin halka ulaşması noktasının zaman almasının nedeni, tıpkı diğer terapilerde olduğu gibi klinik açıdan güvenli ve etkili olduğunun kanıtlanmasının gerekliliğidir. Bu gereksinim, çok daha detaylı bir inceleme gerektiren –ki öylede olmalıdır- yeni bir yaklaşımda özellikle önemlidir.


Geliştirdiğiniz teknolojinin bu dönem için devrim niteliğinde olduğu düşünülüyor. Bilim insanları çalışmalarınızın kanser tedavisinde bir hayali gerçekleştireceğini öngörüyor. Sizce bütün bunların gerçekleşmesi ve uygulamanın dünya çapına yayılması ne kadar zaman alacak?

Kanser terapilerinin ne zaman gerçekleşeceği konusunda kesin bir tarih vermek mümkün değil, fakat bu alandaki ilerlemeler o kadar hızlı ki, bundan önceki tahminlerimde pek çok kez yanıldığımı söylemeliyim.

Orak hücre anemisi gibi kan hastalıklarının tedavisinde erken başarı yakaladığımızı hep birlikte gördük, bu sebepten yakın gelecekte de göz ve nörolojik dejenerasyon hastalıklarında da ilerlemeler kaydedeceğimizi düşünüyorum.

Daha karmaşık genetik hastalıklarında da yeni tedavi yöntemlerinin ortaya çıkacağından umutluyum, fakat bunlar için henüz zaman var.

Genel Yayın Yönetmeni
Biriz KUTOĞLU
13.SAYI
12.jpg
12.SAYI
11.jpg
11.SAYI
10.jpg
10.SAYI
9.jpg
9.SAYI
08.jpg
8.SAYI
kapak07.jpg
7.SAYI
kapak06.jpg
6.SAYI
kapak05.jpg
5.SAYI
kapak04.jpg
4.SAYI
kapak03.jpg
3.SAYI
kapak02.jpg
2.SAYI
01kapak.jpg
1.SAYI
İnovasyon Kültürü Takip Et!
  • Facebook Basic Black
  • Twitter Basic Black
  • Black Instagram Icon

© 2017 İnovasyon Kültürü

  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon